4 Ocak 2026 Pazar

ULUSLARARASI İLİŞKİLERİN ALTIN KURALI

 



Uluslar ve ülkeler arası ilişkilerde; duygusallık,sevgi,dostluk ve kardeşlik yoktur,karşılıklı saygı vardır.Ulusların ve ülkelerin karşılıklı yararları ve çıkarları ön plandadır.İlişkilere bu karşılıklı yarar ve çıkarları yön verir.Uluslararası ilişkilerde olması gereken;barış içinde, karşılıklı olarak birbirlerinin egemenlik haklarına,toprak bütünlüğüne ve toprak üstü ve altı zenginliklerine saygı duymaktır.


Türk insanı olarak maalesef çok duygusalız ve bu duygusallığımızı dış politikalarımıza,uluslararası diplomatik ilişkilerimize de yansıtıyoruz maalesef.


Mesela Pakistan ve Azerbaycan'ı ve başlarına yönetici olarak kim gelirse gelsin bu iki ülkeyi yöneten kişileri, kardeş ilan ediyoruz.Çok yanlış.


Aralarında kan bağı olan gerçek kardeşler arasında dahi, karşılıklı menfaat çatışması halinde, bu kardeşliğin kanlı bıçaklı düşmanlığa evrildiğine dair örnekleri görüyor ve yaşıyoruz.


Ayinesi iştir kişinin, söze bakılmaz.Pakistan ve Azerbaycan ile ülkemizi kardeş ilan eden karşılıklı söylemlere rağmen;bu iki ülke, hala. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini bağımsız bir devlet olarak tanımış ve kabul etmiş değillerdir.Bu nasıl bir kardeşliktir diye isyan etmeye hakkımız yoktur,zira ülkeler arasında kardeşlik diye gerçek bir bağ ve yakınlık yoktur,ülkelerin çıkarları söz konusudur,aslında.


Bir ülkeyi ve liderini kardeş ve/veya dost olarak ilan ederseniz,öyle bir an gelir ve olay yaşarsınız ki;bu kardeş ve dost yakıştırmanız, sizi güç durumda bırakabilir.Öyle bir olay olur ki,bu olay karşısında nasıl bir tavır koyacağınzı şaşırır ve apışıp kalırsınız.


Mesela iş başındaki AKP iktidarının lideri ERDOĞAN ile yakın ilişkisi olan ve ERDOĞAN'ın kendisine kardeşim dediği Venezüela'nın devlet başkanı Mudura'nın, yine kendisine dostum dediği ve kendisini dostu olarak ilan ettiği ABD başkanı Turump tarafından uyurken sarayından paketlenerek gözaltına alınıp kaçırılmasından sonra,ERDOĞAN'ın;hiç alışık olmadığımız bir şekilde, lehde veya aleyhte bir yorum yapamaması ve sessizliğe gömülmesinin temelinde de,duygusallığının esiri olarak ve ulaslararası ilikilerin diplomatik kurallarına aykırı bir şekilde,vakti zamanında Mudura'yı kardeş,Trump'u da dost olarak ilan etmiş olması yanlışlığı yatmaktadır.


ERDOĞAN için gerçekten zor bir durum,ERDOĞAN'ın dostu Trump,yine ERDOĞAN'ın kardeşi egemen Venezüela devletinin başkanı Mudura'yı Uluslar arası hukuka aykırı olarak paketleyerek gözaltına alıp kaçırmıştır.Yukarı tükürse bıyık aşağı tükürse sakal,eylemi kınasa bir türlü, desteklese bir türlü,Allah kimsenin başına vemesin.


Ülkemizin önünde yatan bir SDG ve ondan kaynaklı Suriye meselesi var.Ülkemizin güvenliği ve olası bir Kürt Devletinin kurulmasına kadar gidecek olması nedeniyle önem arz eden Kuzeydoğu Suriyedeki silahlı SDG oluşumunun Suriye merkezi Şam yönetimiyle entegrasyonu nedeniyle ortaya çıkacak olan bir olumsuzlukta,İsrail ve Amerikanın,kendi ülkelerinin yararları ve çıkarları için SDG'den yana tavır almaları ve Türk Ordusunun ise, Suriyede SDG'ye karşı askeri operasyon kararı almaları-ki;koşullar SDG'den yana tavır alacaklarını işaret ediyor-halinde,ERDOĞAN'ın dostum dediği ve dost ilan ettiği Trump, ERDOĞAN'ın gözünün yaşına bakacak ve dostluk gösterecek mi acaba?


Bekleyip hep birlikte göreceğiz.04/01/2026


Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu



2 Ocak 2026 Cuma

MHP NE YAPMAK İSTİYOR?

 


Şu anda kriz dönemini yaşayan teröre son, Kürt sorununun çözümü ve ÖCALAN'a umut hakkı tanınması sürecinin görünürdeki vekil mimarı MHP ve onun genel başkanı BAHÇELİ ne yapmak istiyor?


Şam merkezi yönetimi ile SDG arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı ile merkezi Şam yönetimine entegrasyonu için SDG'ye 2025 yılı sonuna kadar tanınan süreye rağmen,SDG'nin mutabakata uyarak Entegrasyona yanaşmaması üzerine,MHP sözcüsü; sürenin bittiğini sık sık tekrarlayarak,SDG için Türkiye olarak gereğinin yapılması imasında bulunmaktadır.


MHP;neyin veya nelerin yapılmasın istiyor olabilir?


Bu konuda fazla seçenek yok.


Ya,PKK ve ÖCALAN verdiği sözü tutamadı, PKK Suriyedeki uzantılarıyla birlikte silah bırakamadı,PKK'nın Suriyedeki uzantısı SDG'nin; 10 Mart Mutabakatına uymayarak Suriyenin Kuzeydoğusundaki silahlı siyasal varlığına son verip Suriye merkezi yönetimiyle entegrasyon eylemini gerçekleştirmediğini gerekçe yaparak, meclis komisyonunu lağvederek, sürece kaldığı yerde son vereceksiniz veya SDG ve onun arkasındaki,SDG'nin iplerini ellerinde tutan ve SDG'nin,Şam yönetiminden bağımsız olarak Kuzeydoğu Suriyede silahlı ve özerk bir oluşum olarak devamından yarar sağlayan ve bu oluşumu destekleyen, silah ve parasal yardımda bulunan ABD ve İsrail ile savaşı göze alacaksınız.


Bölgede yayılmacı bir dış politika izleyen,Büyük Ortadoğu projeleri olan,yanıbaşında Üniter ve güçlü bir Suriye devleti istemeyen İsrail ve onun vazgeçilmez hamisi ABD'nin bölgede uyguladıkları dış politikalarını yakından izleyen her aydın kişinin gözlemleyebildiği kadarıyla,İsrail lideri Netanyahu ile ABD lideri Trump arasındaki kanka seviyesindeki yakınlığa,her iki ülkenin ortak çıkarlarına,daha geçtiğimiz günlerde kutlanan yılbaşı gecesindeki Trump ve Netanyahu birlikteliklerine baktığımızda;SDG'nin Suriyedeki statüsü konusunda, İsrail ve ABD'nin ittifak halinde oldukları, inkar edilemez bir gerçektir.


Bu koşullarda, MHP'nin aklına uyarak, SDG'ye yönelik olarak bir operasyona kalkışılması halinde, bunun operasyon olarak nitelendirilmesi hafif kalacaktır.Bu eylem, SDG ve destekçileri İsail ve ABD'ye savaş ilanı olacaktır.


Daha şimdiden bütçesi trilyonlarca lira açık veren bir ülke olarak içinde bulunduğumuz bu ekomik koşullarda böyle bir savaşa hazır mıyız? biz bilemiyoruz.


SDG'ye yönelik bir silahlı operasyona kalkışılmadan önce,bunun sonuçları çok iyi düşünülmeli,ABD'ye rağmen girişilecek bir operasyonun, ABD baskısıyla yarıda kesilerek sonlandırılmak zorunda kalınması halinde;bunun, ülkemizin itibarına ve caydırıcılığına vereceği çok büyük ve onur kırıcı zarar, asla göz ardı edilmemelidir.02/01/2026


Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu