ERDOĞAN'ın son ABD gezisi nedeniyle; siyasal iktidarın meşruiyeti var mıdır yokmudur, ERDOĞAN gerçekten TRUMP'dan meşruiyet almaya mı gitmiştir?soru ve tartışmaları gündeme oturmuş durumdadır.
ERDOĞAN iktidarı, meşru bir seçimle iş başına gelmiştir.Ancak, geçen zaman içinde, anayasaya,yasalara ve demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerine uygun bir yönetim tarzı gösteremediğinden,gerçekten meşruiyetini kaybetmiş midir,tartışmasını bir kenara koyarak,biz bu yazımızda meşruiyet sorununun diğer yüzünü,yani seçimlerde oy kullanarak siyasal iktidarı belirleyen çoğunluk seçmen kitlesinin meşruiyet sorununu masaya yatıracağız.
Karşılıklı olarak bir alanın ve bir de verenin, alanın da vereninde suçlu olduğu rüşvet suçunda olduğu gibi,siyasal iktidarı belirleme konusunda da,sandıkta bir oy alan, yani çoğunluk oyunu alarak iktidar olan ile bir de sandıkta oy veren,yani oylarıyla siyasal iktidarı belirleyen bir seçmen çoğunluğu vardır.
Seçim kazanarak iktidara gelen ve sonrasında yasa ve anayasa ihlalleriyle meşruiyetini yitiren siyasal iktidarlar suçlu da, hadi ilk seçimlerinde yanılarak seçmesine ve iktidarı döneminde meşruiyetlerini kaybettiren tüm yanlışlarını,yasa ve anayasa ihlallerinigörmesine rağmen,daha sonraki seçimlerde de ısrarla ve üst üste aynı kişi ve kişileri seçim sandığına attıklarıyla oylarıyla tekrar tekrar iktidar yapan çoğunluk seçmen kitlesinin hiç mi suçu yok?
Şayet bir siyasal iktidar yasa ve anayasa tanımaz yönetim tarzlarıyla meşruiyetlerini yitirmişlerse;meşruiyetleri tartışmaya açılan siyasal iktidarları; ekonomik, sosyal, kültürel,dini inanış gibi, kendi kişisel,ailevi,sınıfsal ve zümresel mikro ve makro menfaatlari ve çıkarlarını ön planda tutarak,ülke ve toplum zararına olarak, sandığa attıkları oylarıyla defaatla iktidara getiren çoğunluk seçmenin de meşruiyetini kaybettiğini söyleyebiliriz.
Halk çoğunluğunun;israrla ve birçok kez yıllarca oy vererek, aynı kişi ve kişileri iktidar yapması halinde,kendi çıkarlarını üstün gören yasaları ve anayasayı sürekli ihlal eden ve meşruiyetlerini tartışılır hale getiren siyasal iktidarlar; ısrarla bana oy vererek beni iktidara getiren halk ve seçmen çoğunluğu benden memnun olmalı ki,bana sürekli oy vermeye devam ediyor,benim yasaları ve anayasayı ihlalllerimi, kendisini yoksullaştırdığımı,ekonomiyi berbat ettiğimi,enfalasyon canavarını yok edemediğimi onaylıyor demek ki,alan razı veren razı, size ne oluyor? Diyerek savunma yapmakta haklılık kazanıyor.Oylarıyla ülkeyi bu açmaza,sarmala sürkleyen seçmen çoğunluğuna, meşruiyetini kaybetmiş demek sanırım haksızlık olmaz.
Seçim kaybeden muhalefet partilerinin yetkililerinin;en az seçim kazanan iktidardaki parti kadar seçimlere hazırlanmış olmalarına rağmen bir türlü seçim kazanamamaları üzerine;suçlu biziz, iyi hazırlanamamışız,siz seçmenin hiçbir kabahati yoktur tarzındaki açıklamalarını,asla kabul etmiyor ve seçmene yağ çeken gerçek dışı beyanlar olarak kabul ediyoruz.
Seçmen çoğunluğunun; akıllarının başlarına gelmesi,iyiyi ve kötüyü ayırd edebilmesi,ülkeyi; yasalara ve anayasaya göre,ülke ve halk yararına uygun yönetecek kişileri iktidara getirmeyi düşünebilecek olgunluğa ulaşması için,ülkenin herşeyiyle felaketle yüz yüze gelmesi,yoksulluğun diz boyu olması mı gerekir?07/10/2025
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder